9 Ağustos 2008 Cumartesi

ŞUGENÇLER

Ne varsa gençlerde var diyorum; gençlerde ne bilir diyenlerin sesini duyar gibiyim.

Gençler çok şey yapmaya mukdedirler yeterki ailelerinin kıskacından kurtula bilsinler. Çoğu aileler sorumlulukdan kaçtığı için kızını okula yollamıyor.Neymiş birşey başına gelirmiş.Yani evde dursa cahil cühelw olarak yaşasa daha mı az olumsuz şey başına gelecek.


İnanın bana mahallemde şu anda ilk eğitimi bitirip de orta eyitime kaydolması gereken kız çocuklarını asla okuka aileler yollamak istemiyorlar.
Ne gereği var yolda izde başına bir şey gelir ne me lazım otursun evde iki sene sonra da evlenir gider diyorlar ve ana baba böyle düşünüyorlar.

Biraz ana babayı konuşturunca ,bubun altında maddıyat değilde tembellik yattığı apaçık göründü bana.
Baba diyorki yolda izde kızın başına birşey gelirse sana sorarım ,annede babanın bu sözünden ürküyor ki , kızın başına kötü bir şey gelirse hem kızdan olacak hemde evliliğinden olacak yuvası yıkılacak diye korkuyor,köyünden ve mahallesinden başka bir yeri asla görmemiş olan anne ye de hak vememek elde değil.

Aile yapısını ve de sülalesini çok iyi tanımadığım cahil insanlara "kızınızı"şu okula yazdıalım .Ben masrafını üsleniyorum desemde - ya başına bir şey gelirse
ne yaparım diye de insan düşünmekten de kendini alamıyor.

Bence belediyeler gönüllü emekli insanları toplayarak, bu tip aileleri tesbit ederek onlara "hayat dersi" hayat görüşleri artması için bir çok konuda ders verdirmesi gerekir.Ve onları çeşitli etkinliklere götürmeleri gerekir.Belediyelerin " yaşam evleri" açması iyi bir şey ama yaşam evlerine asla gidemeyen ailelere ve onların yetiştirmek zorunda oldukları çocuklara ulaşmak ve de onlara yönelik eğitimler düzenletmesi gerekir.

20 Nisan 2008 Pazar

GENÇLİĞİNİ BOŞA HARCAMA

Bu gün 20 Nisan

Dışarda baya da yaz geldi.Ve ben iki üç gündür doping olsun diye
vitamin ve tarçınlı bal içip kendimi güçlendirip yaz temizliğine
hazırladım hazırlamasına ama işte yined bir odayı temizlerken bu
üçüncüdür oturup dinlenme ihtiyacını hissediyorum.

Bu olaydan anladım ki boşa kendimi harcamışım. Çuvalı değmiyen
insanlar için boşaltmışım.

Siz siz olun birine kendi canınızdan harcama yaparken ,değer mi
acaba diye çok çok düşünün.Eğer bu düşünce sonunda bir gr dahi
olsa kullanılma kokusu aldığınızı sezerseniz lütfen ama lütfen
o yapmak üzere olduğunuz harcamayı asla ve asla yapmayınız,
yapmayınız.Kim size darılırsa darılsın asla yapmayın.Lütfen
gönül yapan hep siz olmayın.Bırakın birazda başkaları sizin
gönlünüzü yapsınlar.

Ben bu gün bu kadar söylüyorum.

Çünkü harcadığımız şeyler asla yerine konmuyor.

yerine koyacak kimse bulunmuyor.

GENÇLİĞİNİ BOŞA HARCAMA

31 Mart 2008 Pazartesi

BEN OLMAK, NASIL BİR ŞEY?

BEN OLMAK, NASIL BİR ŞEY ?

Upuzun çam ağacı ,dallarını salmış yandan yana ,dalbudak salıp serpilmiş,

Papatyalar,menekşeler,yeşil çimenler ,uzaklaşmış dallarının gölgesinden,

Evin hızasını geçmiş boyu, on metre var göz kararı,salkım saçak dalları nazlı,

Kar yağmış dallarına ,beyazlar giyinmiş gelinler gibi süslü,alabildiğine görkemli,
Buz sarkan Dallarında serçeler,kumrular saklı, kendi canı emanet,başı eğik
Karadeniz in nazlı kızı, yalnız,kimsesiz, tek başına,garip bahçede bir başına

Kuşlara tünek etmiş kendini,Kedilere,köpeklere yuva etmiş dallarının altını
Düşmanlara karşı asla koruyamaz kendini yolarlar dalını budağını,çaresiz

Kendisini koruyamasa bile; kuşları, kedileri, kelebekleri, arıları koruyor ya
geçen sene ,kirpi bile saklanmıştı dallarının altına,bu bile yetmişti ona,

Ben olmasın varsın,koruyorum ya,korunmasamda olur diyor boynunu eğiyordu.

BABA OĞUL İLİŞKİSİNE BAKAR MISINIZ?

BABA OĞUL İLİŞKİSİNE BAKAR MISINIZ?

Birzamanlar bende oğlumun babası ile yaşıyordum,
Bir çok konuda onunla anlaşamıyordum ve onun söyledikleri bana çok ters
geliyordu ,dolayısıyla onunla sık sık kavga ediyordum.
En çok da kavga ettiğimiz konu ;benim aileme kardeşlerime
tutkunluğum konusunda idi.Kardeşlerim için seni kullanıyorlar.Büyüklerini
sana baktırıyorlar,her işlerine ,hastane ameliyat durmadan koşuyorsun,bir
damla çocuğunu bırakıyorsun onların işine koşuyorsun.Yanlış yapıyorsun
diye beni devamlı uyarıyordu.Bende hayır diyordum.Benim milletim senin
dediğin gibi değildir diyerek onunla kavga ediyordum.Ve bu kavgaların
sonu ayrılığa vardı.
Şimdi itiraf ediyorum ki o yerden göğe kadar haklıydı.Beni
milletim gözümün yaşına bakmadan ve de benimde bir insan olduğumu
düşünmeden beni yıllarca kullanmışlar ve de halen daha kullanmaktalar.
Ben ne olduğuma uğradım insan bu kadar mı geç uyanır.Ben ise babamı
kaybettiğim gün ,daha onu toprağa vermeden uyandım.Çünkü 14 seneden
beri bağırsak kanseri olan babama maddi manevi bakmaya ve onu elimden
geldiği kadar mutlu ve memnun etmeye çalışmışken,altından üstünden
alırken.Ve bütün doktorlarına ameliyatlarına maddı desteği ben verdiğim
halde .O gözlerini yumduğu anda kardeşlerim beni insan yerine koyupta
bana sen ne diyorsun.Babmın parası varmı ne yapalım ne bileyim işte
onlar bir araya gelip bunları konuşurken ,ben umurlarında bile değildim.
Bu durumda insan ölenin hizmetcisine bile bir şey sorardı.Nesi nerde diye.
Bana bir şey sormalarına gerek yokmuş,zaten onlar uzaktan bakılmasını
takip ederlermiş meğer,bir hizmetçileri zaten varmış.Hasta ölmüş
hizmetçinin de işi bitmiş oluyor.

Bu yazımı okuyanlar akıllarını başlarına alsınlar.Benim adamım öyle değildir,
Öyle yapmaz,öyle düşünmez demeyin.Ben dedim ama itler kadar pişman oldum.
"Baktıysa parasıyla baktı dediler.Soruyorum ben insanlara "bir bağırsak kanseri
bir insan 14 sene içinde 4 kez öperasyon ,birçok defalar endeskobi.
birçok defalar biyopsı,daha bir çok şeyler geçirirken ve de özel Dr ların
vizite fiatiarı belli olan bir durumda sigortası bile olmayan bir insanın
hastalığına rağmen 14 sene nasıl bakılabilir?.
Ki bunların altından kalkamayınca bağkur emeklisi yaptırmak
durumunda kaldım kendisini. Emeklisini yaptıkdan sonrada 3 kez öperasyonu
yapıldı.Bağkuru olduğu halde ,öperasyonlarına bir çok paralar ödedim.Bir sefer
sadece göz ameliytı için bin dolar hastane isteyince hiç maddiyatım kalmadığı
için bunu en büyük kardeşten istedim.İstemez olsaydım keşke.
Bana ne dedi biliyormusunuz?"Ne ameliyatı be , yaşlı adam ne edecek ameliyatı.
gözü bu yaştan sonra görmese olmaz mı?yoksa sen onu baktığın için mi
para istiyorsun ?
dedi"" ve telefonu yüzüme kapattı. Ve o anda babam hastanede idi
ve ertesi gün ameliyata alınacaktı.Parayı bulmam şarttı.
Utana sıkıla bir arkadaşımdan buldum götürüp Ankara göz
bankasına verdim.
O günü ve o telefon konuşmasını asla unutamam.siz olsanız
unutabilir misiniz?
Kollestemi ameliyatından sonra onu hastaneden taburcu
etmeye gelmemiş bir oğuldan ne bekliyordum ki .?
Neden bu kadar şaşırdım ve üzüldüm bilemiyorum.


Şimdi BABAMIN o oğlu ise; kendiside kanserden ameliyat oldu,acı hatıralar beynimi kazırken ,yinede ,yanında idim, çocuklarının kendisine ettiği asiliklerden

bahsedip ağlaşırken "bak yanımda değiller derken",ister istemez benim yüzümü acı bir gülümseme sarıyordu.......

30 Mart 2008 Pazar

KADININ SUSMASI

KADININ SUSMASI NE ANLAMA GELİR
Her insan ,kendisine yüklenildiği zaman az çok kendisini
savunmaya çalışır.
Kadınlarda öyledir.Kendisini savunur,savunur ama bir an gelir ki
susmayı tercih eder."Artık savunmaktan vaz geçti ve olayı kabullendi
"diye düşünmeye başlar karşısındaki.
İnanın bana ki " kendisini savunmuyor,artık kabul
ettirdim oh be "diyen taraf var ya,BÜYÜK yanılgı içindedir.
Çünkü kadın haklı olduğunu savunduğu bir konuda ,halen
üzerine gelindiği halde kendisini savunmuyor sa ,kadın için o olay
bitmiştir.İsrarla üzerine gelen kişiye karşı , anlamak istemediği
fikri doğmuştur ve tehlike başlamıştır ."Kadın artık, "Sen bana inanmıyorsun"modundadır.Bu da düz akan derelerin artık ters akıyor
olduğunu göaterir.
Herkes kendi doğrusunu ,karşısındakine bir kere
bilemedin iki kere söylemesi yeterlidir.
Bunu erkek kadına karşı yinelemeye devam ederse ki ,derelerin
ters akmasını ,bilinçli olarak istediği anlamına gelir, kadın
tarafından.
Erkek bu israrını hakikaten bilinçli yapıyorsa
başarılı olur ve derelerin ters akmasını zaten sağlamış olur.
Herkesin aynı nesneye,aynı bakış açısından durup
bakması mümkün olamayacağına göre ,görüşlerde farklılıklar
olması normaldir.

Herkesin aynı olayı görüşü ve algılayışı bundan dolayı
farklı olur.Nasıl olur aynı yere bakıyorduk.gözümüzün
önünde oldu ya diye israr edende ,diğeride haklıdırlar
aslında.




""""Derelerin ters akmasını istemiyen İSRARCI OLMAMALIDIR."

Her insan ,kendisine yüklenildiği zaman az çok kendisini
savunmaya çalışır.
Kadınlarda öyledir.Kendisini savunur,savunur ama bir an
gelir ki susmayı tercih eder."Artık savunmaktan vaz geçti
ve olayı kabullendi "diye düşünmeye başlar karşısındaki.
İnanın bana ki " kendisini savunmuyor,artık
kabul ettirdim oh be "diyen taraf var ya,BÜYÜK yanılgı
içindedir.
Çünkü kadın haklı olduğunu savunduğu bir konuda ,
halen üzerine gelindiği halde kendisini savunmuyor sa ,kadın
için o olay bitmiştir.İsrarla üzerine gelen kişiye karşı ,
anlamak istemediği fikri doğmuştur ve
tehlike başlamıştır .
"Kadın artık, "Sen bana inanmıyorsun"
modundadır.Bu da düz akan derelerin artık
ters akıyor olduğunu göaterir.
Herkes kendi doğrusunu ,karşısındakine bir
kere bilemedin iki kere söylemesi yeterlidir.
Bunu erkek kadına karşı yinelemeye devam ederse ki,
derelerin
ters akmasını ,bilinçli olarak istediği anlamına gelir,
kadın tarafından.
Erkek bu israrını hakikaten bilinçli yapıyorsa
başarılı olur ve derelerin ters akmasını zaten sağlamış olur.
Herkesin aynı nesneye,aynı bakış açısından durup
bakması mümkün olamayacağına göre ,görüşlerde farklılıklar
olması normaldir.

Herkesin aynı olayı görüşü ve algılayışı bundan dolayı
farklı olur.Nasıl olur aynı yere bakıyorduk.gözümüzün
önünde oldu ya diye israr edende ,diğeride haklıdırlar
aslında.

Derelerin ters akmasını istemiyen İSRARCI OLMAMALIDIR.

ASKERCİĞİMİN YOLLARINI

ASKERCİĞİMİN YOLLARINI BEKLİYORUM
Oğlum büyüdü ,okullarını bitirdi çok şükür derken Şimdi de asker oldu.

Ama inanın bana ki ;Ben çok küçükken ,evimizde kiracı oturan asker aileleri olmuştu ve onların , emir eri diye askerleri vardı.Ta o zamandan askerleri çok sever ve ailelerinden uzakta diye çok da üzülürdüm.Onları hastanede veya ptt de raslasam mektup paralarını vermek ve onlara bir şekilde yardımcı olmak için gayret ederdim.Halen daha öyleyim.

Oğlum İstanbul "Hasdal"kışlasına düştü.Kısa dönem ama gelin birde bana

sorun ki gecem gündüzüm kalmadı.Bu gün 4 gündür kendisinden haber alamadım.Hemde bu iletişim devrinde.Gittiğinde bir kaç kez aradı.Bana bir telefon no verdiğinde sevinmiştim.Maalesef verdiği bu telefona bakanlara ne kadar rica minnet ettimse görüşemedim.Meraktan bütün düzenim falan kalmadı.

Oğluma ulaşmanın başka yolu varmıdır bilemiyorum.Kafam durmuş vaziyette.

Onlara cep telefonu yasak.Ankesörden kendileri evi arıyabilyorlar ama uzun kuyruk beklemek durumundalar.Talimden sonra bu kuyrukda beklemekte çok çok zordur diye düşünüyorum.

Bu iletişim çağında bunun başka yolu yok mudur?

Büyüteceğim diye çile çek.

Okutacağım diye çile çek.

Ya bu askerliğe ne demeli ki ,çocuklarımız ne durumdadır diye kendilerinden

istediğimiz zaman haber alamıyoruz.Seslerini duyamıyoruz.

Resmen acı çekiyoruz.

Belli bir saat kararlaştırılsa ve ellerine telefon verilse de o bir saat içinde aileleriyle konuşmaları sağlansa daha insanca olurdu.

zaten her an asker cenazesi ğörmekden yüreğim kan yaş ağlıyor.

Bu annelerin çilesi ne zaman dolacak.

AÇ AVUÇLARINI

AÇ AVUÇLARINI
Aşkım aşkım diyerek ,aç avuşlarını,

Parmak aralarından süzülsün sevgin

Bir kadeh misali,değdir dudaklarına,

Yakamozlar yapsın alnında yıldızlarca

Topla sevgilerini koy koynuna,

Ger bağrını sızım sızım sızlasın tenin

Aşkım aşkım diyerek ,yum gözlerini,

Kirpik aralarından süzülsün keder

Bir hayali değdir yanaklarına,

Buz kessin varsa yüreğin.

19.12.2007 23.22

DOĞURUYOR EMZİRİYOR BÜYÜTÜYOR

KADIN ERKEKLERİ DOĞURUYOR EMZİRİYOR BÜYÜTÜYOR SONUNDA BEĞENİLMİYEN OLUYOR NEDENDİR ACABA ?

Şimdi bu olaya bakalım ne oldu ,niye oldu; Ben herzaman dedim ve şimdide aynısını söyliyeceğim ki "İnsanların fitratında var kolaycılık ,kendi gibi düşünmeyenleri yok etmek insanlara daima kolay gelmiştir.Ve dünya tarihinde ilkel kabilelerden tutunda ,padişahlik zamanından,ve de en ileri idari şekli olan cumhuriyet zamanında da bu böyle olmuştur.Ve bu olgu insanlarla beraber aynı paralelde devametmektedir,daha dünya durdukca ve insanlar var oldukca bu böyle olacaktır..Bu olayların kadınla erkekle ilgisi de vardır tabiki. Üstün olan taraf bayan tarafıysa ki onlar iki misli tehlikede olurlar.
Çünkü halk dan ;Kadın olsun, erkek olsun eğer baştaki güçlü taraf kadınsa asla istemezler.Ben çok kadından duydum , kadından başbakan olmaz dediklerini.Kadın kadını istemezken,bir erkek kadın idaresine girmeyi asla istemez.Bu insanların yaradılışında mı var yoksa bir eğitim algısımı bilemiyorum.Bildiğim tek şey var ki " Her insan a , kendisinin en en en en olduğunu düşündüren ,hissettiren hücrelerle beraber doğdukları aşikardır. Medeniyetle bu var olan hücreleri ne kadar törpülemeye çalışsak ,o yine bir yerlerimizde sinsice bir gözü açık uyumakta ,durmaktadır.

ÇOK FAYDALI BİLGİLER

Faydalı olacağını düşünüyorum.İnşallah kimseye lazım olmaz

ULUSLARARASI ACİL NUMARA:
112Eğer telefonunuz kapsama alanı dışıdaysa ve
acil bir durum var ise, 112′yi çevirin. Varolan herhangi bir network
bulunup, yardım isteyebilirsiniz. Daha enteresanı, tuş takımınız kilitli
olsa dahi, 112 çevrilebilir.

EĞER UZAKTAN KUMANDALI ARAÇ ANAHTARINIZI ARACINIZDA KİLİTLİ UNUTURSANIZ:
Aracinizin yedek anahtari baska birinde varsa, aradaki mesafe
ne olursa olsun, o kisiyi cep telefonunuzla arayin. Aracinizin kapisina 25-
30 cm uzakta cep telefonunuzu tutun, karsi taraf da yedek anahtarin acma
dugmesine(cep telefonuna yakin bir mesafede tutarak) basin. Kapiniz
acilacaktir ve Bagaj icin de gecerlidir.

GİZLİ PİL GÜCÜ:



Eger cep telefonunuzun pil seviyesi çok düsükse ve acil bir
telefon bekliyorsaniz; Nokialar, rezerve pile sahiptir. *3370# tuslarına
basarak, telefonunuzu, rezerv pille çalisir hale getirebilirsiniz.
Cihaziniz pil seviyesinde %50 artis gösterecek ve telefonunuzu sarj
ettiginizde, rezerv piliniz de tekrar dolacaktır.

444 0 911
Turkiye’deki tum hastaneler ayni numarada birlesti.Acil
durumlarda 444 0 911 numarali telefon hattini arayan vatandaslar, en yakin
hastaneye en hizli sekilde ulasabilecek, ilgili hastaneden ambulans aninda
yola cikacak.Cep telefonundan aranma durumunda ise oturulan sehrin alan
kodu ile birlikte 444 0 911 numaralı hat aranacak. Ornegin cep telefonundan
(0212) 444 0 911 numarayi arayan vatandas, Istanbul’da, kendisinin
bulundugu noktaya en yakin hastaneye en hizli sekilde ulasabilecek.Sabit
telefonla aramada ise herhangi bir kod cevirmeden direkt 444 0 911
aranacak. Bu telefon arandiginda kisiye en yakın hastaneden ambulans olay
yerine gönderilecek. 4 FAYDALI BİLGİLER

YEMİN TÖRENİ

11 OCAK CUMA GÜNÜ ASKERLERİN YEMİN TÖRENİNDEYDİM.



Ama ben tören alanını ve oğlumu görmeye bir gün önceden gittim.

Gördüklerimi biraz eleştirmem gerekiyor;Askerde olsa bana biraz farklı gelen uygulamalar vardı gibi.

Çünkü ben bundan senelerce önce kardeşim askerdeydi ,onu görmeye sık sık yanına giderdim.Bundan başka da bazı tanıdıklarımın çocukları askere gidince onları da görmeye giderdim.Daha önceleride yazdığım gibi ben askerlere şevkat besleyen onları, acıma duygusu ile dolu bir insan olduğum için asker denilince koşarım elimde olmadan.



Evet yemin törenine bir gün önceden gittim.Nizamiye den girdim.Her taraf tertemiz ama hiç bir yerde bayrak falan yoktu.İçimden dedim ki ,havalar yağışlı bayraklar eskimesin diye bayrak asmamışlar herhalde ,gerçekten hiç bir yerde bayrak yoktu.Nizamiye den sonra gitmem gereken binaya doğru bakarken ta aşağıda bir yerde çam ağaçlarının yanında bir kaç asker ağaca yapışmış gibi durduğunu görünce durup baktım gayrı ihtiyarı.Ağaçtan ayrılan fermuarını kapatıyordu.Nizamiye deki askere sordum.-"Şuradaki askerler ağacamı işiyorlar?" asker evet manasında başını salladı,sonrada ne yapsınlar,denetlemeden dolayı tuvaletler kapalı dedi.-Banyoda yapsınlar barı dedim.Banyolar da kapalı efendim dedi yüzü kızararak ,birazda kızarak.Komutan emri efendim.askerin bir kabahati yoktur diye sertce bağırdı bana doğru.Bir kaçgün böyle idare edeceğiz emir böyledir dedi ve kapıdan gelen bir başka velinin kimliği ile ilgilenmeye başlayınca ,ben de yürüdüm gittim.Ama o gün çocuğumla görüşemedim.



Ertesi gün törende bir çok resim çektim.Askerlerin sert adımlarla yürüyüşü beni çok duygulandırdı.Her ayak vuruşlarında sanki "bu toprak şehit kanı ile yıkanmıştır" der gibiydiler.ÇOk duygulandım çok.Çocuğum ,bana hanki taburun neresinde olduğunu söylemiş olduğu halde ,kendisini asla seçemedim tanıyamadım .Hepsi birdi benim için ve hepside benim oğlumdu tek vücuttular.Çok gururlandım çok.

Törenden sonra oğlumla buluşabildim.Sarılma faslından sonra ,onu dışarı çıkarabilmek için ,muamele yaptık.Sonra çıktık bir yerde yemek yemek için oturduk.Çünkü saat beş olmasına ramen çocuk henüz yemek yememişti.

Yemek yemeğe fırsatları olmamıştı daha doğrusu.Yakından çocuğumun yüzüne baktım ,ki yüzü hep cerahat olmuş."-Niye böyle oldun?" diye sorunca boşver diye geçiştirmesine ramen ,israr ettim.Çünkü benim çocuğumun yüzünde asla sivilce falan olduğunu görmemiştim hiç.-"On beş gündür yıkanmadık dedi.Tuvaletlerde kapalı su da yok dedi.Şaşırdım tabiki.Ya derken.Komutan gelip denetleme yapacak diye böyle bir uygulama yapıyorlar diyince ,nizamiyedeki askerin doğru söylediğine emin olmuştum.

Hayretler içinde kaldım.Kantinden alınan şişe suyu ile ne kadar temizlik olur ki.

Zaten o da bir kaçgün içinde bitmiş.Tuvaletlerde zaten sabun felan asla olmamış.Banyo kapalı ,berber kapalı,tuvalet kapalı, ve bu komutan 15 gün olmuş gelmemiş denetlemesini yapmamış.Ben bilemiyorum."Yorum yapamıyorum" BU uygulamada askerliğin bir parçası herhalde diye düşünüyorum.Bilemiyorum.

Bir binada AİLELERİ topladılar.O binada her kapıların üstünde ve askerlerin cep kapaklarında İngilizce yazılar vardı " bu ne diye sordum" burası milletler arası, burada her devletten asker var dediler ama ,ben yabancı bir asker aradım orada ama yok yok kimse yok yabancı olarak dediler.

Orasıda göstermelikmiş meğerse.Oraya hiç yabancı asker gelmemiş,hernedense.Yani işte böyle birşeyler.;;Ye emri gelene kadar metal tabakta ki yemek buz tutuyor.Ve tabaktan donmuş yemeği, aç asker nasıl yiyor bunada yorum yok.BU ANLAYIŞLA

"SARIKAMIŞ" DA BİNLERCE ve binlerce ASKERİMİZİN DONDUĞU nu

içim parçalanarak HATIRLIYORUM.Ve bu hantallığa bir ÇARE diyorum.

sAYGILARIM SONSUZ ASKERLERİME;
YEMİN TÖRENİ

HEPGENCİM

GENÇLİK VAR YA; Sağlık gibidir .Elden gidince kıymetlenir.Ama o zamanda ne kadar yırtınsak da asla geri gelmez.Bu kadarını herkes bilir.Bildiğini bende tahmin edebiliyorum.
Sor bakalım ki ;Gençlik eldeyken, bunun değerini kaç kadın bilmekte ve bu konuda ;gençliği kaçırmamak adına neler yapmakta veya yapmamaktadır.
Çoğumuz deriz ki; Hayat şartlarından,yaşam savaşından dolayı kendimize asla sıra gelmiyor ki.
Ben öyle düşünmyorum; Ve diyorum ki; gençliğinle ne kadar uzun beraber yaşarsan o kadar iyi.Nasıl yani? Şöyle ki;Genç olmak bir yaşam biçimidir.Yaşla falan ilgisi yok.Yaşı 20 de olup da ne yaşlılar var.Ben çok gördüm.Hayır hiç de istisna değil.Gençlik bir insanın ruhunda ,ya vardır,ya yoktur. Görünüşle yansıyan gençlik gençlik midir dersiniz? Siz o güzel,hoş görünenin birde ruhuna bakabilseniz, o zaman işte ne demek istediğimi ,daha iyi anlatabileceğim tabii ki.

…KAPATIRIM KAPIMI HERKESE

mutluluk nasıl olamalı bilirmisiniz;
Herkes istediği gibi,istediğiği işi yapmalı,
istediği gibi mutlu rahat yaşamalı,
sevmesi insanca,hitabı insanca,saygılı
hep saygı çerçevesinde nazik ,olumlu
karşısındakinin yerine kendisini koyabilmeli
anlayışlı,anlamlı,düşünceli,seviyeli,sevecen
içi dışı bir,yalansız,riyasız,düpdüz olmalı
art niyeti kaldırmalı hayatından,sermeli güzellikleri
güvence olmalı her an yerlerde ,yaşamlarınca ,sağlık
mutluluk güvencesi verilsin insanlara doğarken,
herkes gülsün ,yanaklarında her an güller açıksın
Ne zararı var,mutlu olsa ,mutlu yaşasa insanlar
ne olur yani, ne zararı olur ?Dünya hayatına
Mutlu olmak ne zarar getirir KAPATIRIM KAPIMI HERKESE

KİMSESİZİM

Ben böyle niye oldum niye böyle düşündüğümü biliyorum aslında.

Ama yinede kabul edemiyorum.

" kimsesizlik" ilk bu kelimeyi Rahmetli Zeki Müren in bir şarkısında duyunca bu ne demek ,insan kimsesiz olur mu bu koca dünya da diye düşünmüştüm.



Buyrun işte şimdi ben kimsesizim.Hemde çok kimsesizim.

Ömrümce etrafımda olan insanlardan ailemden olsun akrabadan olsun arkadaşlardan olsun.herkese hemde herkese hiç ayırım asla gözetmeden.yardımlarımı maddi ve manevi asla esirgememişim.Benden bizzat yardım istemiyenlere bile ben yardıma herkesden önce koşmuşumdur.



Ama şimdi ben ;Kimsesizim işte.



Hasta olurum ,ameliyat olurum, ağlarım ,salt başımayım. ama ….o insanlar beni hala enaye yerine koymaya devam etmekteler……….ve ben onları açıkca ……yörüngemden çıkarmaktayım….

Kötülük yapana …iyilik yap diye öğretildim..ve öyle yaptım…hemde bir ömür…ama şimdi sona geldim artık…

Baktım ki asla anlayan yok……onlar kötülük bense …anlar…anlar diye kendimi avuturken…Kovmaya sıra geldiğini anlıyarak ….yörüngemden çıkarmakda çareyi buldum…..



Dua etsinler ki …onların bana yaptığının onda birini ben onlara yapmaya kalkışsam….canları çok yanardı.Benden de çok yanardı. Çünkü beni enaye biliyorlar ya …benden beklemiyorlar ya…..işte onun için şaşırırlardı ve canları çok yanardı….

Ben sadece onları yörüngemden çıkardım.Benden ne maddi ne de manevi hiç bir şey alamayacaklar……

Belki bir enayeleri eksildi diye çok şaşırmışlardır ama okadar da olsun yani……



Ölmeden onlara enaye olmadığımı uygun bir dille anlatmazsam ……..anlatamazsam…….kendime ne cevap verebilirdim……… Şimdi ise yalnızsın kimsesizsin diyorlar…..

Ama en son hasta olduğumda yinede beni arayan arkadaşlar…..b,ze desen gelip bakardık diyorlar bana…

Kızıyorlar gelip bakarım tabiki diyorlar….DAHA NE OLSUN…………YİNEDE ALLAH BANA DAİMA SAĞLIK SİHHAT VERSİN……….



KENDİME SÖZ VERİYORUM;;;;; ÇOK DİKKAT EDEREK ALLAH IN DA İZNİYLE ASLA HASTA OLMMAK İÇİN GAYRET GÖSTERECEĞİM.


KİMSESİZİM

SONU İYİ OLUR

sonunda iyi olur kesinlikle; Düşünceler geleceği yarattığına göre,veya şöyle de diyebiliriz görünen her maddi şey düşünce neticesi oluşturulmuşsa ,ki öyle.Mantık da öyle diyor bilimcilerde öyle diyor.
Akıllı olalım ,aklımızı,düşüncemizi yönetelim ve daima iyi düşünelim ki her şey iyi olsun.Bir şeyi göze ve zevke uygun olarak düşünür ve tasarlarsak ,tasarımız doğrultusunda imal edeceğimize göre, demekki sonunda ortaya çıkan obje bizim düşüncemizin bir sonucu olacaktır.


Biz düşüncelerimizle cansız objeleri yaratıyoruz,yani imal ediyoruz.

Allah ise canlı objeleri yaratıyor ,imal ediyor.


Biz insanlar bir tek canlı hücre yaratabiliyor muyuz ?—–hayır.
Peygamberler de yaratmamıştır.Çünkü onlarda insandır.İnsanların yaratma kabiliyetleri asla yoktur.
Mucize;
İnsanlar bilgilerinin kıtlığından dolayı , tabiatta gayette doğal olarak olan olaylara kendi cahilliklerinden dolayı mucize yanı doğa üstü olay demişlerdir.
Bilmediklerin arşı dolanır,onun için hayır olamaz demeden önce iyi düşün ki iyi olsun bari. SONU İYİ OLUR DÜŞÜNCE,ANLAYIŞ,BETİMLEME

28 Mart 2008 Cuma

DENGESİz Bİr şey yoktur

Bahçemde bir elma ağacı var .Ben o ağacı tanıdığım zaman baya küçücük bir fidandı.
Bakımsız ve çelimsiz dallları yaprakları böceklerle doluydu.Ona epey bir ilgi gösterdikden sonra elma vermeye başladı .Şu anda üzerinde üç tane doruk var. ama bu doruklar benim gözümün önünde zar zor büyüyen dallardan oluşmakta. Bir kaç senedir de çiçekaçıp baya da iri elmalar vermeye başladı.Ama geçen sene ilgimi çeken çok ilginç bir şeyin farkına vardım.Üç dorukdan ikisi aynı yerden çıkıyor ve ikiye ayrılarak iki doruk oluşturuyorlar.Bir dorukda onlardan bağımsız bir doruk.Bu üç doruğun üçünde de elma veren dallar mevcut.
Fakat işin ilginç tarafını şimdi anlatacağım.
Elama yapraklanmaya başlarken ,bağımsız doruk ve o ikisi aynı yerden çıkan dorukların bir tanesi aynı zamanda yaprak açıyorlar ve üzerlerinde iri elma tomurcukları mevcutken,Diğer doruk da hiç bir yapraklanma olmadığını farkettim ve şaşırdım.
Sonra elmalar oldu ,bu sözünü ettiğim doruklar elmadan yıkılırken ,öteki doruğun dallarında ise bir tane bile yok.
Her halde o doruk öyle elma vermiyor dedim ama .Ertesi sene de ,o elma vermiyen doruk çiçeklendi ve elmalarla doldu.Ben bu durumu TABİATIN BİR DENGESİ OLARAK DÜŞÜNÜYORUM.

24 Mart 2008 Pazartesi

SORULARIMIZ BIÇAK , SÖZLERİMİZ KURŞUN OLMASIN

Yıllar önce ilkokula başladığım yıllarda babam benimle konuşmuştu.Konuşmasında kulağıma küpe olsun diye bir çok şeyden bahsetmişti.BUnlardan benim aklımda kalan cümlelerden bir tanesi vardı ki bu cümle benim bütün hayatımı tahakkümü altına almıştır. İyi mi olmuş yoksa ...bilemiyorum.
İŞte o cümle "kimsenin bir kuruşunu yeme,yani kim sana bedava bir şey verirse asla alma." Eğer yanılırda alırsan ki o aldığını geri ödemeye ne paran yeter ne de ömrün. Onun için asla kim olursa olsun hiç kimseden bedava bir şey kabul etmiyeceksin" .
SEn verebilirsin ama onlardan alamazsın.Aldığın şey bedava olduğu için hergün o kadar çabuk büyür ve çoğalır ki onu geri ödemeye asla gücün ve ömrün yetmez. Bu söz bu günkü gibi kulağımda çınlamaktadır.Yaptım.Babamın söylediği bu söze harfiyyen uydum.Asla kimsenin bir kuruşunu kendime karmadım ve karıştırmadım.Asla yemedim.Yemek için çok fırsatlar önüme serildi. yemek içinde öyle aç olduğum zamanlara denk geldi ki ama iki dişimi birbirine sıkmasını daima başardım.Bu gücü önce Allahtan sonrada babamdan aldım.
Bana böyle bir tembihte bulunduğu için Allah babamdan razı olsun.Mekanı nur cennet olsun.
Evet asla ve asla kimsenin bir kuruşunu kendi cüzdanıma koymadığim ,yakınlarımdan olup kendi işini yapayım diye bana güvenip parasını veren kişi ,işini yapıp bitirdiğim de emeğime ve harcadığım efora karşılık asla bir kuruş almadığım halde , ben ondan teşekkür beklerken, o bana arabanı benim paramlan aldın deyil mi? diye sorması bana yetti de arttı bile. Hayır dedimse de , hiç mi faydası olmadı diye sorması ,bana ikinci kurşunu sıktı. Allah şahidimdir.İspatını Allah a bıraktım.Çünkü benim o kadar gücüm yok ki. Nasıl ispat edeyim.Bana böyle bir şey sorulacağını,benden şüphe duyulacağını aklımın köşesinden geçirseydim ki kendimden şüphe duyardım ve de faturalı ispat yoluna gidebilirdim ki bu da kendime güvenmediğimi göstermek olmaz mıydı ? Bana yapmamı söylediği iş perekende ve pazarlıklı iş olduğu için kesin ispata imkan olamayacağından asla ve asla böyle bir işi kabul etmezdim. Bana güvenemediğini anlardım ve asla işi kabul etmezdim. Beni tanıyan diğer tanıdıklar bu işi para "maddiyat" karşılığı yaptığımı söyleyip durdular.Ben hayır sadece iyilik için yaptığımı söyleyince de asla inanmadıklarını söylediler.Böyle bir şey bedava yapılır mı? diye homurdanarak bana salak ,yalancı muamelesi yaptılar.Elinden mi alıyoruz ne gizliyorsun yüzüme diyen oldu.İşi yapmam için bana parayı banka havalesi ile adıma yolluyorlardı ama ben gelen parayı bankadan her çekerken bankanın dışında iki kişi beklerdi para almak için.Çünkü her seferinde şuna şu kadar, şuna da şu kadar ver diye
telefonla bana talimatı verirdi parayı havale edeceği zaman.Bende o bekleyenlere denen kadar parayı verirdim.Ama bana 5 yollanıyorsa her seferinde o kişilere verdikden sonra kendi elime işi devam ettirebilmek için.ancak gelen paranın çeyreği kalıyordu. Ve o parayı işe yettireceğim diye gıdım gıdım pazarlık yapıp çingenelik yapmadığım işçi ve usta kalmadı . o iş için Piyasaya o kadar çok borçlandım ki asla idare edemez duruma geldim.Maaşımı alıp o borçlara gıdım gıdım dağıttığım aylar oldu.
Nihayet inşaatını bitirdiğim iş yerini açtım .Açmak zorunda idim çünkü piyasaya çok borç vardı.Bana inşaat için gönderdikleri para gözlerine çok fazla geliyordu zaten .Asla da para lazım diyemiyordum.Neyse iş yerini açtım ve baya da çalışmaya başladı ve piyasadaki porçları aciliyet sırasına göre ödemeye başladım.Boçların yarısından fazlasını ödemiştim ki,Orada çalıştırdığım birisi o da yakınım dı. Bir gün gelenlerin listesini tuttuğunu gördüm. "Neden tutuyorsun ? zaten gelenler ajandalara yazılıyor.İkinci işe gerek yok" deyince "bana gelenlerin listesini tutmam söylendi , günde kaç lira giriyor diye bakacak miş " diye cevap verince ,ha tamam yavrum devam et dedim ama o anda beni kurban bıçakları ile kestiler doğradılar yere bir damla kanım akmadı.Bana güvenilmediğini o an anladım."BAYA ERKEN ANLAMIŞIM DEĞİL Mİ? ". Ya o anda hesaplarıma baktım ki sadece elimde piyasaya yaptığım taksit listeleri var.Zaten her aldığım ve her ödediğim beş kuruşun ister istemez çeteresini tutmuşum.Tutmak zorundaydım.Çünkü hanki esnafa ne borcum var hanki ustaya ne borcum var diye kendime bir ajanda tutuyordum o var elimde.O da öyle gidim gidim hesaplarla dolu ki anla anlayabilirsen.

Anlatmak istediğim şu ki; o gün beni kestiler , ondan sonra iki kez de kurşun yedim ya asla kanım akmadı.Çünkü bende ki kan içime aktı.Kafamı sabahlara kadar vurduğum duvarlara aktı.Nefret ettim kendimden .Bir insan artık bu kadar salak olur yani.Onlar benim hırsız olduğumu düşünüyor..... bense harika bir iş çıkardım diye teşekkür bekliyorum.
Ne kadar salakmışım.
Ama sadece merak ettiğim bir şey var.Acaba bana bu işi para karşılığında yaptığımı düşünenler,bu işi bana veren tarafa "bana kaç para verdiklerini sormuş mudurlar? Veyahut sormaya cesaret edememiş midirler ? Veyahut sormuşturlar da cevap olarak "ona araba aldım yetmez mi" cevabını mı verdiler.Yoksa ona ev verdim ya mı dediler.ÇOK MERAK EDİYORUM,ÇOK
O işi bana teklif etmeden bir sene önceden beri ben arabamı almıştım her ay ödemesini yapıyordum ama araba bana henüz gelmemişti.Çünkü arabayı Çelik motor Şirketi vasıtasıyla fabrikasından ismarlamıştım zaten.Ben bunun senetlerini çıkarıp onlara gösterebilirdim hanki tarihte ,hanki saatte şu yakınıma şu parayı ver dediyse onu verdim ve kendime de not aldım.Ama bunu da ona söylesem ki bana iftira atan insan bana inanmaz diye bu konuyu zaten açmam gerekmedi. Çünkü parayı verdiğim yakınlarından herhanki bir senet felan almamıştım.Utanmasın diye almamıştım.aklıma gelmediğinden değil.Birazda parayı yollıyanların yakını olduğu için ,kendiliğimden "sen verdiğim para karşılığında senet imza ver demedim.Çünkü bana ondan senet al demediler.Verilen paranın hibe olduğu bilinen birşeydi çünkü. onların işine karışmış olurdum ve kendime ayıp olmazmıydı.Halen daha o işe başladığım tarihleri gösterir faturalar ve de arabayı aldığım faturalar elimde.Olur a belki oğluma sorarlar diye saklıyorum.İnsanlardan her şey beklenir.
Madem ki bana güvenmiyordu bu işi bana niye verdi.Diyelim sonradan pişman oldu o zamanda; Benim adıma yolladığı parayı kimlere benim elimle dağıttırdığını yazsaydı ,sonrada benim yaptığım işin maliyetini şöyle bir piyasada ustalara zahmet edip sorsaydı .İşte o zaman benim kaç paraya kaç paralık iş yaptığımı anlayacaktı ve de o yanımızda çalışan yakınımıza ; günde buraya kaç kişi giriyor kaç para kasaya giriyor diye beni denetletmez ve beni satırla doğramazdı. Günahimi da almazlardı.
Günahimi aldılar diye ben ne yapabilirim.Ben kendimden eminim.Kurana emin olduğum kadar kendimden eminim.İçim müsterih.Beni bu şekilde çiyneyenler düşünsün.

Ya... baba demekki senin tembihin eksik olmuş.Başkasından bedava birşey yeme derken "sende başkasına bedava hiç bir şey yedirme,asla laf dosyaya girmez, "cümlelerini de eklemen gerekirmiş.
Gördün mü ? duydun mu? Başımı duvarlara vurup ağladığım gecelerin hüzün kokusu mekanlarda savrulurken ,benim için üzüldün mü?... Üzülme canısı üzülme,tecrube gerekliymiş demekki.Kurşunları çıkarılamıyan ağır bir tecrube oldu.Gerekliymiş demekki.Allah neylerse güzel eyler.

15 Mart 2008 Cumartesi

HERKES HAKLI




Artık hayatlarımızın sonuna doğru gelmekte olduğumuzun farkında olarak devam etmekteyiz.
Gündüzün kalabalığından pek fırsat bulamasak da ,artık çabuk yoruluyor ve de akşam erkenden evdeki kanepelerde , sağda solda uyukluyoruz."uyuyorsun ,gidip yatsan" diye uyarıldığımızda ,"ben uyumuyorum,sen işine bak" laflarımız hazır duruyor ağzımızın bir tarafında. Çoğu zaman da gözlerimiz kapalı ,kalan günlerimizin hesabını yapmakta olduğumuzdan,söylenenleri anlamayabiliyoruz.İşte esas o zaman bizi uyuyor zannediyorlar.Kalan günlerin hesabı da o kadar kolay kafadan yapılabilecek bir hesap değil hani.Kime borcum var kimden alacağım var.Oğlana nereleri bıraksam?.Kıza kaç para versem de hakkından kurtulsam.Daha bir çok şey.
Kızın kocasının durumu iyi ona az bir para versekde olur.Hiç vermesemde olur.Ama oğlanlar öyle mi? İşlerini büyütecekler.Çocukları okuyor.Kızları evlenme çağına gelmiş.Lazım da lazım.Oğlanlara çok ,çok mal ,para vermek lazım.O benim oğlum.Soyumu sürdürecek.Büyük oğlanın iki kızı var .Okuyorlarda.Öteki oğlanın bir kızı bir oğlu var.Kızı okuyor ama oğlu on yaşına geldi hala yürüyemiyor,konuşamıyor.Tedavide para gerekiyor.Kızın çocuklarını da babaları düşünsün yani.Üçtane oğlu var,bir kızı var okuyorlar da .Daha ne olsun .Oğlanlara birer harçlık versem yeter.Diye düşünürken uyuya kalıyorum,aslında uyumuyorum.Daha gerisini düşünmek istemiyorum ,herhal ondandır içim geçiyor.Ya... benim kızım gibi var mıdır? geçenlerde hasta olduğumda nasılda gelinlere çaktırmadan beni yedirdi içirdi.Azıcıkda altıma etmiştim ya beni yıkadı değişti.Benim kızım bir tanedir.Onun oğullarına harçlık bile vermesem ve bütün yerleri oğullarıma tapulasam.Bankadaki paralarıda onlara taksim etsem, kızım benim bir tanedir.Niye? bana yok baba demez vallah.Otuz yaşına kadar benim her işimi hizmetimi yaptı.Evlenirkende kendi çalıştığı para ile çeyizini yaptı.Bana asla masraf göstermedi.Benim kızım bir tanedir vallah.Her şeyimi oğlanlara versem asla birşey demez.Çok saygılıdır çok. Çalışırken maaşını benim evin eksiklerine ve de abilerinin bebelerine harcardı.Birazda kendine çeyiz alırdı.Benim kızım gibi yoktur.Bir tanedir bir tane. Anası hastalandı o baktı.Altından üstünden aldı yıllarca .Ben hastalandım o baktı .Başkalarına bırakmadı beni.Bıraksada bakmazlardı zaten.El kızının Allah eline bırakmasın.Oğlanlarda erkek. Ne kadar bakabilirlerki.Onlar erkek elleri yakışmaz ki baksınlar.
Kızım bana nasıl baktı.Günah mı? ettim acaba. Ben hastaydım ya günahı bana gitmez.Kime gidecek bu günah ,bakana mı?,baktırana mı?,yoksa hastaya mı? Gelde işin içinden çık bakalım.Bunları hesap ederken de uykularım kaçıyor,sabahlıyorum çoğu geceler.
Oğullarında senin soyunu sürdürecek zürriyet arayana kadar,yat uyu da mallarını eşit dağıtsana sağ ıken,herkes rahat uyusun.

Çoğumuzun aklına gelmez, bir bardak suyun hak olduğu , kendi evladın verse bile.

Hak hukuk var ya işte,Mahşer zamanı ak la kara belli olur elbette.

13 Mart 2008 Perşembe

cesaret iğnesi

İki insan sebebi her ne olursa olsun evlenip bir yuva kurmuş olarak kendilerini buldukları andan itibaren,eşler aralarında anlaşabildikleri ölçüde biz diyebilirler ve de kendilerinden olan bebeklerine sonsuz bir koruma kollama içgüdüsü ile donatılmış olduklarının farkına vararak yaşarlar.Kendilerinde b ulunan bu iç güdünün farkında olsunlar veya olmasınlar,bebelerini büyütmek doğrultusunda ,kendileri aç açık kalma bahasınada olsa,ileriye yönelik hayalleri ve gayretleriyle ,yapabileceklerinin en iyisini yapmaya çalışarak hayat düzeni sürdürürler.
Bu davranış içgüdüsü insan neslinin devam edebilmesi için kendilerine verilmiş,genlerine kotlanmış bir istek olgusudur.Zaman, zaman bazı duyguların ağır basması altında silikleşsede ,bu duygunun hele, hele de anne de baskın bir içgüdüsel duygu karakterizesi olduğunu hepimiz biliyoruz.
Ve güdülere işlenmiş bu duygular altında iki kişi ,kaç evladı olursa olsun,bir tas çorbayı beraber yerken ,evladı kendisinden bir kaç kaşık çorba daha fazla içsin diye ,kaşığını tasın içine batırıp ağzına boş getiren anneler ve babaların yaşadığı bu dünyada yaşıyoruz ve de yaşam çizgisini gözlerimizin önüne serebiliyoruz.Bu yaşam çizgisini gözleyebilmek için baya bir eğitim almak ,bazı içsel duyguları törpülemiş olmak gerekir.Yani yaşamımızda olan bitenin farkında olabilmek için eğitim şart olmuş oluyor.İnsanların "banane" diyebilmeleri için,doğdukları gibi ilkel genleri ile kalmaları gerkiyor.Yani doğdukları anda hanki duygular genlerine baskınsa onun baskısında yaşamlarını devam ettiriyorlar.Bunlar soyun devam etmesi için genlere işlenmiş ama sosyal topluma uyum gösterebilmesi için eğitilebilir genlerle doğarlar.
BU genler insan yaşamının devam edebilmesi için gerekli temel şartlardır.Ama sosyal hayata uyum için bu var olan olguların törpülenmesi,yanına ufaklı büyüklü öğretilerin katılması şart olmuştur .
kalabalık toplumlarda İnsan, kendi güdülerini törpüleyebildiği ölçüde sosyal hayatta yer bulabildiğine göre ,eğitilerek sosyal hayattaki yerlerine sığdırılmaya çalışılmaktadırlar.

Hal böyle iken insanlar,ne kadar eğitilirlerse eğitilsinler bazı insanlardakı bazı güdüler asla törpülenemez sivrilikte yaratıldığı için ,onlar ne kadar törpülenseler ,o sivrilikleri her zaman kendini gösterir.Onun içindir ki aynı eğitimi gören aynı şartlarda yetişmiş insanların bazısı sadece kendi midesini düşünür.Yanındakinin midesinin guruldaması kendisini asla rahatsız etmez ki bu da onu kabahati değildir.O sivrilik onun yaradılışından kaynaklanır,ki böyle insanları lduğu gibi kabul etmek gerekir.Çünkü onlar yaradılış özürlüdürler.Ve asla eğitilemezler.
Duygular zorla eğitimle hissettirilemezler.
Böyle olduğu içindir ki iki kişinin baktığı büyüttüğü oniki kişi, asla bir araya gelip de o iki kişye bakamaz ve de onların rızalığını aynı ölçüde alamazlar.
Buda onların eline olan ve planlanmış bir şey değildir.Gen olarak herkes kendisini haklı görmek durumundadır.Bahanelerlede olsa illa da kendilerini haklı çıkararak o iki kişiyi mutlu edemezler.Ne kadar uğraşırlarsada asla o iki kişi mutlu olamaz.
İnsanlar yaşlandıkca etrafından mutluluk alamayarak hayattan koparlar ve dünya yaşamını daha kolay terketmelerine yarar.Bu güdüyü meydana getiren gen de yaşlanınca hayata ,dünyaya illada nefes alıp vereceğim diye sarılmamaları ,dünya yaşamını rahatlıkla terketmeleri için yaratılmış bir gen dir.Ve yaşlıları dünya yaşamından soğutmaya koparmaya yaramakta olup, bir çeşit ameliyata giden insanlara vurulan cesaret iğnesi gibidir diyebiliriz.

12 Mart 2008 Çarşamba

ANA PARASI

İnsanlar nasıl oluyorda bir konuda çok çok farklı düşünüyorlar?.


Geçenlerde ben çarşıya gitmiştim.Malüm mevsim sonu olduğu için her yerde inanılmaz ucuzluklar var.Ve annem doksan yaş civarında olduğu için sokağa çıkamamaktadır.Bende ucuzluğu bildiğimden vitrinleri dolaşıyor acaba ihtiyacımız olan birşeyler görüp alabilirmiyim diye bakınırken Marka satan ,baya da kalabalık bir maaza gördüm ve acaba neler var diye girdim.Kışlık giysiler acyıp ucuzdu.O giysilerin fiatlarını daha önceden bilmesen ve tanımasam,bunlar sahte diyebilecek kadar ucuzdular.Bende anneme ve kendime birkaç giysi aldım ve iyi bir iş yapmış edasıyla eve geldim.Bak sana neler aldım diye paketleri annemin yanına koydum.Gidip üstümü çıkarıp tekrar yanına geldiğimde paketleri açmamış olduğunu görünce ben açtım ve bu senin bu da senin diye gösterdim.Annemin aldığım şeylere doğru dürüst bakmadığını görünce giyin denesene dedim.Aldığım cevap ne oldu bileniniz asla olamaz.Ki şöyle bir cevap verdi."Mağazacı bunları yıllardan beri satamadı da sana sattı ha " demez mi? şaşırdım ve kulaklarıma inanamadım. Asla mana veremedim.O kadar kalabalıkda kapış kapış satılan giysiler arasında onun bedenine göre ve de istediği renklerde bulacağım diye ter kan içinde kaldığıma mı yanayım.Bir sürü zaman ve para harcadığıma mı yanayım.Bilemedim ve sudan çıkmış kedi yavrusu gibi silkelenmeyi bile akıl edemeyerek öylece kalakaldım.
Şimdi diyeceksiniz bana ki almasaydın.Evet almasaydım ama TV seyrediyor ya, orada gördüğü insanların giysilerini bana göstererek her zaman siparişler verdiği için ve de yıllar boyunca onun giydiklerini ben aldığım için bu gün de almıştım işte.
Geçen senelerden bu yılın bır farkı vardı oysaki işte ben onu düşünememiştim.
Yıllardan beri giysilerini ben alıyordum ama onun maaşına asla dokunmuyordum.Bu yıl üç aydan beri ve ömrümde ilk defa onun maaşını ben alıyorum. Yani almış olduğum giysiler ömürde ilk defa onun maaşıyla alınmış oldu.Tabiki beğenmiyecekti onları.Hem onun koskoca maaşını al,sonrada ona ucuzlukdan giysi al yani olacak iş değil.
İstemiyor ve de beğenmiyor diye getirdiklerimi alıp torbasına koyup en alt kata sakladım.Bunları bir ihtiyaçlıya vereceğim dedim.Sonra aradan bir kaç gün geçti yine TV de gördüğü bir şeyi bana göstererel şu giysiden çarşıda yok mu? diye sorunca ,bende var ama ben sana almam kendin gidip alabilirsin dedim ve cevabı ne oldu biliyormusunuz?, bilemezsiniz çünkü normal insanın aklının böyle çalışabileceğini aklıma getiremiyorum onun için böyle yazdım."Sen zaten masus o eski şeyleri alıp geldin ki ,başka birşey almak istemediğin için ,mesele çıkarmak için onları alıp geldin.Bana birşey almak istemediğin için öyle yaptın" Gördünüz mü cevabı?.Kimin aklına gelebilir böyle bir cevap.ŞAŞMAMAK VE DE ÜZÜLMEMEK ELDE Mİ?Ağladım vallaha.
Ama ne yaparsın.Anne bu başkası değil ki.BOşayamıyorsun.

Böyle ters fikirli insanlarla bir ev içinde yaşamak zorunda olan insanlara sabır diliyorum.Başka ne diyeyim.
Yıllardır benimle kalıyor,ama misafir olduğunu her an söyliyor .Maaşını kuruşuna kadar cebine koyup yazın oğluna veriyordu.Şimdi maaşı bana geçince hiç bir şey beğenmez oldu.Ne giysi nede yemek asla beğenemiyor.Söylediği ve düşündüğü şu.Maaşımı yığıyorsun .Eve en ucuz yiyecekleri sebzeleri alıp geliyorsun.
Giysileri aldığım güne kadar ,yiyecekleri beğenmemesine bir mana veremiyordum.Onuda anlamış oldum nihayet.Ya işte başkalarının parası ne kadar da değerliymiş,bu insan öz ananda olsa.

2 Mart 2008 Pazar

hayvanları koruyup kollayalım

"Pencereden başımızı uzattığımızda bir kaç dakika içinde başımızı içeri çekiyoruz.

Dışarda olduğumuz müddet zarfında binaların içinde zaman geçiriyoruz.Sokaklardan üşümemek için hızlı bir şekilde geçmeye ,koşmaya çalışıyoruz.Ve kapalı bir yere veyahutta eve girdiğimizde 'ohhhh' diyoruz,dışarsı buz gibi diyoruz,dondum diyoruz.hemen evde ısı veren ne varsa onun yakınına sokularak ellerimizi uzatarak sıcaklığından bir parça istiyoruz.

Hayvanlar ;bu soğuk akşamlarda sokakta kapalı ve esmeyen bir yer bulmaları çok zor.Üstelikde karınları açken.
Hayvanları sevelim.Sokağımızda olan,yakınlarımızda olan hayvanlara yiyecek verelim.Onları koruyup,soğuktan kollıyalım. Onlara elimizden gelenin en iyisini en faydalısını yapalım.HAYVANLARA EZİYET ETMİYELİM.ONLARA YİYECEK VERELİM."

27 Şubat 2008 Çarşamba

Blog

Blog: "sİTRES DENİYOR VE BÜTÜN KABAHATLAR SİTRESE YÜKLENİYOR;

Evde bütün manyetik alan yayan elektronik aletlerle iç içiçe
yaşıyor ve de yaşıyoruz.
Sokakta da manyetik alan yaratan elektronik aletlerle iç içe
yaşıyor ve de yaşamak zorundayız.

Bunun böyle olduğunu biliyoruz ama kaçamıyoruz,çare yok.
Çünkü maddi durumumuz el verdiği kadarıyla ,şehir yaşamından
uzaklaşsak bile,elektronik aletler cebimize kadar girerek yatağımızın
baş ucuna kadar gelmişken nasıl nereye kaçabiliriz ki?
Bu konuyu böyle uzun uzun yazmaya gerek olmadığını düşünüyorum
Ekteki fotoğrafa bakmak yeterli olacaktır.

Fotoğrafta görüldüğü üzere,evlerin içinde hanki elektronikler varsa
kiremitlerin üzerinde de onların uzantısı var ve heryerde heyasızca
kirliliklerini sürdürürken,çağın vebası olan, stres denen hastalığı
üretmeye devam etmektedirler .

İnsan metobolizması bunada uyum sağlıyacağım derken ,yaşamda
dedavisi olamayan hastalıkları da üretmek durumunda kalarak,
isteristemez hücre değişilliği yaratarak ,evrimleşmektedir.

İnsan hayatı ve yaşam kalitesi bakımından bu"

26 Şubat 2008 Salı

Blog

Blog: "GÖZLERİMİZİ DE BAĞLAYIN RAHAT EDELİM

Gökyüzüne bile, rahat, rahat, gözümüze herhanki bir
şey çarpmadan asla bakamıyoruz.

Sözüm ona müstakil iki katlı evlerde oturuyoruz.Baktığımız zaman
birz da olsun yeşillik görelim istedik.
Evimizin penceresinden karşı dağları seyredelim.Gökyüzünü seyredelim
istedim.
Ama ne mümkün canım.

Çöp konusunda okuması olmıyanlara bile laf anlattık,dinlettik ama

şu resimde de gördüğünüz gibi;Teknoloji konusunda ,ne üreticilere
nede uygulayıcılara

En önemliside Devlete laf anlatamadık.

Okumuşlar daha zor anlıyor bence.baksanıza bir sürü telden
karşıları asla göremiyoruz.

1* Yüksek gerilim hattı telleri.

2* Baz istesyonu

3* Tv antenleri' bir çatıda birkaç tane

4* Sıcak su tesisatları ,depoları,bir çatıda birden fazla

5* güneş enerji sistemleri

6* Bir çatıda bir çok baca

7*Balkonlar çatılardanda yoğun.

Bize bakmaya ve seyretmeye bir yer bırakmadınız.

En iyisi gelin gözlerimizi bağlayın rahat edelim.

Hamiye Alkış"

MANZARAYI DA KİRLETTİK

Blog

14 Şubat 2008 Perşembe

ARKADAŞ var ARKADAŞ VAR

Arkadaşlar vardır birbirlerinin canını severler.Arkadaşlar vardır ,biribirilerinin malını severler.

Benim arkadaşlarım var sadece beni ben olduğum için severler.Bundan eminim.
Ve asla ne maddiyat hiç bir şey gözlerinde yoktur.

Para gerekse vermeye kalksam ,asla almak istemezler.Alsalar bile kendiliklerinden
fazla fazla geri ödiyebilmek için ellerinden geleni yaparlar.

Bayılırsınız bu insanlara.Çağırdığın anda yanında olurlar işte öyle insanlar

Ne diyebilirim.Teşekkürler ediyorum

8 Ocak 2008 Salı

havayı nasıl temizleriz

Bu gün Ankara ya yağmur yağdı.Bir iki haftadır yağmur
yağmıyor hava da baya sıcaktı.Dolayısıylada yürüyüşe
çıktığımda havanın ağırlığını hissediyor çabuk yoruluyordum.

Bu gün yağmuru seyrederken ,balkona vuran damlaları izlerken
yerderin sapsarı toz toprak birikintisi olduğunu hayretle gördüğümde
anladım ki hava çok kirli ve toz toprak olduğu için ben normal hava
alamadığımdan,çölde kum fırtınasına tutulmuş ,veya tipiye tutulmuş
insanların nefessiz kalışı gibi bende bu kuru havada nefessiz
kalıyormuşum demekki diye nihayet anlıyabildim.

Balkonu yıkadığım da baya toz toprak ,boz bulanık sular aktı ki benim
balkonum ağaçlar ve yeşillikler arasında toz toprak olmasına imkan
olmıyan bir yerde.İşte Ankara İşte hava kirliliği.

Eskiden Ankara da açık renk bir şey giyemezdik akşama kadar simsiyah olurdu.Şimdi ise toz topraktan sapsarı oluyor.
Birde akciğer veremi ve kanseri çok var diyorlar ,olacak tabiki.Bir insan günde ne kadar gram toz toprak ciğerlerine gönderiyor ve bunun çaresini düşünelim.Çözüm getirelim diyen yok tabiki.

BU Sağlık bakanlığının mı ? yoksa Belediyenin işimi ? Hankisinin görevleri arasında kaldığını hiç biride bilemiyor ne yazık ki.

BURADA DİNLENİYORUM YA SEN ?

BURADA DİNLENİYORUM YA SEN ?
seni gidi ,KEDİ DÜŞMANI

SEYAHAT

SEYAHAT
YOLCULUK NEREEEE

gün batımı

gün batımı
günbatımı

kış ama ufukta bahar var,

kış ama ufukta bahar var,
karlar hayat,bereket vadediyor

YAŞAM

YAŞAM
askerim BENİM

Aşağıda ki linkler de benim

  • www.hamiye.azbuz.com
  • www.hamiyealkis.blogcu.com
  • www.narlaroldu.azbuz.com

bu genç benim askerim

bu genç benim askerim
Bu geç benim askerim

Hasdalda güneş

Hasdalda güneş
çamların ardından batıyor

hasdalda

hasdalda
akşamlar hayır ola

dallara geldi bahar

dallara geldi bahar
dallarda bahar 2008

Baharda gün batımı

Baharda gün batımı
Hasdal dan gün batımı

teknoloji " zarar mı veriyor?"

teknoloji " zarar mı veriyor?"
yüks.gerilim.baz istasyonları mahalle içinde ;çocuklarımız bunların altında oynuyor.

Yaşam şavaşı;

Yaşam şavaşı;
yiyecek artıklarını çöpe değil,kuşlara verin

hayvanlar

hayvanlar
Ekmek artıklarını kuşlara verin